‘Kişisel Gelişim’ Kategorisi için Arşiv

h1

Yaralı Mareşal ve Üniversitas…

11 Mart, 2009

Yaklaşık bir ay kadar önce tarihe olan merakımdan ötürü NT’ deki tarih kitaplarının önünde mahsur kalmıştım. İlber Ortay ile Mustafa Armağan arasında seçim yapmaya zorlanırken bir kitap ilişti gözüme. Uzun zaman arayıpta istediğim formatta yazılmış “Gazi Osman Paşa ve Plevne Müdafası” hakkında bir kitap olduğunu anlayınca almakta tereddüt etmedim. Fazla kitap okumayan birisi olarak çok kısa sürede bitirdim diyebilirim. İçeriğinden bahsetmek gerekirse; Gazi Osman Paşa’ nın hayatı yazdığı ve aldığı mektuplar da kullanılarak akıcı bir biçimde anlatılmış. Özellikle Plevne Müdafası’ nı merak edenler için çok yerinde bir seçim olur. Bunun dışında kitabın kapak tasarımı çok hoşuma gitti. Bir tarih kitabının tasarımı bu kadar güzel olabilirdi ancak. Eğer dünya tarihinde adından söz ettirmiş, kendinden kat ve kat üstün ordulara karşı birçok zafer kazanmış ve ilk defa denediği taktikleri harp akademilerinde ders olarak gösterilmiş bir “Paşa” nın hayatını merak ederseniz, ilk başvurmanız gereken kaynak diyebilirim.
yarali_maresal

Kitap        : Yaralı Mareşal – Gazi Osman Paşa

Yazar       : Prof. Dr. Metin Hülagü

Sayfa        : 360 – 2. Baskı

Yayınevi : Yitik Hazine Yayınları

Yaralı Mareşal’ den sonra tarihin tozlu sayfalarını bir kenara bırakıp kişisel gelişim ile ilgili bir kitap okumak istedim. Genelde sıkıcı gelirler fakat içindeki bir iki cümle hayatınızın akış hızını ve yönünü etkileyebildiğinden okumanız gereken kitaplardandır. Bu nedenle hiç araştırma yapmadan tabir-i caizse  gözümü kapatıp bir tane seçtim. Üniversitas!. Biraz adı ilginç geldi, biraz da üniversite öğrencilerine hitap etmesi. Kısacası alıp okudum. Kitabın ince olması pek hoşuma gitmedi. İçeriğinden bahsetmek gerekirse ; yazar kitabı üçe bölmüş:
- Üniversite öncesi,
- Üniversite,
- Üniversite sonrası.
Bu konulardan bana cazip gelen tabiki üniversite döneminin anlatıldığı kısımdı ve gerçekten hoşuma gitti. Diğer kısımları aynı şevkle okuyamadığımdan yorum yapmak istemiyorum. Genel olarak güzel bir kitap ama alacakların kitabı güzelce bir inceleyip sonra almasını tavsiye ederim. Eğer çoğu bölümü size hitap etmiyorsa sıkıcı gelebilir.

universitas

Kitap       : Üniversitas

Yazar      : Ercan Turan

Sayfa        : 155 – 1. Baskı

Yayınevi : Crea Yayıncılık

h1

“dilemma” dedikleri bu olsa gerek!

23 Şubat, 2009

Aylardır beni motive eden bir proje var aklımda. Bu fikri ilk ortaya attığımda “malesef hala kurtulamadığım! :) “  2 arkadaşımı ikna edememiştim. Daha sonra ısrarlarım ve biraz araştırıp Türkiye’ de hala yapılmamış olmasından dolayı ikna oldular. Fakat elimizde yatırım yapacak bir bütçemiz yoktu. Bunun için projeye katkısı olabilecek arkadaşlarımıza teklif götürdük. Amacımız insan kaynaklarına para ayırmaktansa bu arkadaşlarımızla kendi yağımızda kavrulacak ve gerekecek meblaları(faturaları) hep beraber üstlenecektik. Bu grup kurulduktan 2-3 hafta sonra yürümeyeceğini farketmiştim ama kimseye bunun hakkında birşey söylemedim. Aradan bir iki ay geçtikten sonra böyle devam etmenin imkansızlığını da gözetip projenin çıkış noktasındaki 3 arkadaş olarak yola devam etme kararı aldık. Olmaması gereken birşeydi ama olmak zorundaydı. Neyse tam projeye tam odaklanalım derken ve yalnızca 1 ayımız kalmışken projenin benzerinin piyasadaki sözü geçen bir firma tarafından başlanmış olduğunu farkettim. Aylardır üzerinde düşündüğümüz projenin hakkında belki de fazla sesli olarak konuşmaya başlamanın sonucuydu bu! Ben hala aynısı olduğu kanısında değilim. Yalnız diğer arkadaşlarımın projeyi yarıda kesmemiz gerektiği nidalarını daha onlarla ayrıntılı bir şekilde konuşmadan işitir gibiyim. Şimdi kendime soracak güzel birkaç sorum var: O kadar üzerinde düşündüğümüz, kafa yorduğumuz, düşündükçe başardığımız günün hayalini kurup heyecanlandığımız bu “delisaçması” için başarısız da olsa denemeye değmez mi? Kariyerimiz konusunda iyi bir adım olacak bu proje için diğerine meydan okumak yerine hiçbirşey olmamış gibi mi davranmalıyız? Daha yeni yeni inovasyon üzerine düşünmemize rağmen bulduğumuz 5-6 projenin bilişim sektörünün önde gelenleri tarafından yapılıyor olması bize cesaret vermeye değmez mi? Sosyal siteler liginde Orkut, MySpace vb güçlü siteler varken Marc Zuckerberg kuyruğunu kıstırıp monoton yaşamına devam mı etti yoksa geçen hafta itibariyle 180 milyonu bulan üye sayısıyla zirvede gezinen “Facebook” umu hayata geçirdi? Ya Çağlar Erol da cember.net i oluştururken aldığı “Bu format zaten var vs.” (Bakınız! Özellikle Girişim paragrafına) eleştirilerini kulak arkası etmeseydi Xing’ in cember.net i satın almak için vereceği 3 milyon $ dan mahrum kalmazmıydı?

Bir süredir online ve basılı metaryallerde ilgimi çeken “Yönetici ve Lider arasındaki farklar” konusunda örnek aldığım bir arkadaşım vardı. Bu konunun önemini şimdi farkediyorum; yönetici her zaman vermesi gereken belli, monoton, kitaplarda yazan klişeleşmiş kararları alırken, lider inisiyatif alma konusunda cesur, zor durumlarda beklenmeyen kararları verebilen, gerektiğinde kitapları bir kenara koyup inançları doğrultusunda hareket edebilen kişiymiş. (Bakınız!) Şimdi doğru kişiyi mi örnek aldığımı soruyorum kendi kendime.

h1

Dikkate alınması gereken bir yazı..

5 Eylül, 2008

Bu sabah rss lerimi eritirken kariyeryolculugundaki bir yazı çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşak istedim.

( virgülü virgülüne ALINTIDIR )

Çalışma Koşulları Çok Yoğun, Kendime Ayıracak Vakit Yok Diyorsanız

…önceliklerinizi belirlemekte

…istediğiniz gibi yaşamak için fedakârlık yapmakta

…ve az zamanda daha çok üretmekte zorlandığınızı söyleyebilirim.

…önceliklerinizi belirlemek

Birçok kişi blog yazmaya nasıl vakit bulduğumu soruyor. Vakit yaratıyorum.

Bazıları ‘blogun ticari amacı olmadığından zamanını almıyordur’ diyor. Bir blog ortalama 3 saatimi alıyor.

Yazılarımı yazmak için araştırma yapıyorum, düşünüyorum, yazıyı kaleme alıyorum…

Ticari amaçlı bir iş olmaması başarılı bir iş çıkartma isteğimi azaltmıyor. Aksine, körüklüyor. Daha faydalı bir kaynak yaratabilmek için kendi limitlerimi zorlamaya devam ediyorum.

Bu arada zaman yaratmak tereyağından kıl çeker gibi olmuyor her daim! Bazen hafta sonlarımı, bazen yorgun iş günlerinden arda kalan dakikaları kullanıyorum. İstediğim ve sorumluluk hissettiğim için yazıyorum.

Yapmak istediğiniz işler için vakit yaratmıyorsanız, yeteri kadar istemiyorsunuz demektir.

…istediğiniz gibi yaşamak için fedakârlık yapmak

Business Week 31 Ağustos sayısında iş ve yaşam dengesi kurmayı başarmış, üretkenliği yüksek ve başarılı profesyonellere yer vermiş. Büyük bir teknoloji firmasında marka müdürü olarak çalışan Karyn ve eşi, ailelerine daha fazla vakit ayırmak istediğinden işlerinden istifa ederler. Dedikoduların aksine ne banka hesapları kabarıktır ne de bir miras söz konusudur. Sadece hayattaki önceliklerinin ne olduğunu belirleyebilmiş, kurumsal hayatların cazibesinden fedakârlık edebilme cesaretini gösterebilmiş ve belli bir müddet daha az gelirle yaşamayı göze alabilmiş bir çift söz konusu. Zamanla yeni bir iş kurmayı başarmış, aileleriyle daha fazla vakit geçirerek devam ettirmekteler hayatlarını…

Yoğun trafiğin kaybettirdiği zamandan şikâyet ediyor ama şehirden ayrılamıyorsanız, istediğiniz gibi yaşamak için gereken fedakârlığı vermeyi göze alamıyorsunuz demektir.

…ve az zamanda daha çok üretmek

Yaptığımız işte daha üretken olabilmenin bir yolu, ne yaptığımızı çok iyi bilmekten geçer. Bilgi düzeyi ve tecrübe arttıkça üretkenlik ve verimliliğin de artıyor olması gerekir. Bilginizi ve elinizdeki kaynakları verimliliğinizi artıracak şekilde kullanmaya bakın.

Üretken olmak insana tatmin verir, ama hayat sadece üretken olmaktan ibaret değil. Bazen, kendimize zaman ayırmak, sürekli üretiyor olmaktan faydalıdır. Yeter ki önceliklerimizin ne olduğunu anlayalım…

h1

16.07.2008

17 Temmuz, 2008

Birkaç gündür yoğun tempoda çalışmam sebebiyle elim değmedi birşeyler karalamaya. Üzülüyorum yazamadığım günlere çünkü ben bu blog u sadece birşeyler karalamak için değil stajım bittiğinde ve daha ileriki bir zamanda arkama dönüp baktığımda neler yaptığımı, hangi konularda başarılı, hangi konularda başarısız olduğumu görebilmek ve bunu yaparkende siz arkadaşlarıma biraz olsun yardımımın dokunabilmesi gayesiyle açtım. Aslında değinmek istediğim birçok nokta var ama şu anda değinebildiğim kadarıyla yetineceğim. Öncelikle cuma günü özel&özel adındaki avukatlık firmasında fiziksel olarak server ve server kabini kurulumu benim için çok güzel bir deneyimdi. Güneş ve Turgut Bey e bu konuda minnettarım özellikle Turgut Bey in bize network konusunda elinden geldiğince yardım etmesi onun için önemlimidir bilmem ama bizlerin gözünde başka bir yere gelmesini sağlıyor. Cumartesi- pazar yazmaya değer hiçbir şey yapmadım. Pazartesi S&T nin Adidas Merkez IT Departmanıyla olan anlaşmasından dolayı Yasin Abi ve Şevki ile birlikte Adidas a gittik. Bizlere güzel bir deneyim ve itibar kazandırsa da sabah 10 dan öğlen 3-4 e kadar orda uğraşıyoruz ve bu da neredeyse bütün günümüzün orda geçmesi demek :S Salı günü de pazartesinin kopyası şeklinde geçti. Çarşamba günü Adidas tan döndüğümüzde 3 civarıydı. Özer Abi ile birkeç fotoğraf çekildikten sonra biraz google reader la ilgilendim. IT sektörünü yakından takip etmek isteyenlerin ellerinde “rss” denen bir web 2.0 icadı var ve bunu esgeçmemek gerekir. Saat 5 gibi Değer Bey, Yener Bey, Yasin Bey, Şevki ve İbrahim ile devam eden Adidas projesi hakkından bir toplantı yaptık. Aslen Almanya doğumlu olan Yener Bey in Türkçesi biraz bozuk ama bir insan bu kadar mı hayat dolu olabilir ? Neyse Adidas konusunu bitirdikten sonra Yasin Bey toplantıdan ayrıldı. Network spercialisti Değer Bey ve Yener Bey bizlere stajla ilgili sorunlarımızdan, ilerideki seçimlerimizden ve stajların kişisel ve şirketsel yararlarından bahsetti. Sanırım Değer Bey i bu tavsiyeler konusunda daha çoook rahatsız edicez. Bunları konuşurken Değer Bey in bir Counter Strike gurusu olduğunuda öğrendik:) Bu toplantıdan çıkan son güzel haber ise şirket içi eğitimlerin birkaç güne kadar başlayacak olmasıydı. Eğer zamanım olursa eğitim notlarımıda bu blogda paylaşmak istiyorum. Eğitimlerin akşam saatlerinde yapılacak olması bizim boş zamanımızı ortadan kaldıracak ama buna değeceğine eminim. Saat 6 gibi toplantı devam ederken Solution Menager olan , aynı liseden mezun olduğumuz ve bizim için en büyük örnek ve hedef olan Yuled Bey kapıyı çalıp içeri girdi. ” – işkence bittiyse arkadaşları bırakın servise geç kalıcaklar ! ” deyip bizi içerden çekti çıkardı :) Tabi çıkarken Değer Bey den gelecek ve seçimlerimiz hakkında bir toplantı sözü almayı da unutmadım. Serviste biraz Şevki ile sohbet ettikten sonra Yuled Bey ile bilgisayar sekterü ve gelecek hakkında konuşmaya başladık. Bu sohbeti ayrı bir başlıkta ele almak istiyorum çünkü Yuled Bey in tezini bir örnek ve istatistikte göstermem gerekir ve şu anda elimde Fireworks olmadığından en yakın zamanda demekle yetiniyorum.

- Eylül e financial account sınavında başarılar her ne kadar çalışmamış olsa da !:D

- DGS sınavı iyi geçen Abdullah ve Kezban a çok sevindim. Umarım istedikleri ve hakettikleri yerlere gelirler.

- Samet in moralinin bu aralar çok iyi olmadığının farkındayım. Fazla birşey söyleyemem çünkü aşk acısı çektiği aşikar. Kendi tercihin sametcim ne olursa olsun biz daima senin arkandayız ; her ne kadar odun da olsan ! :)

- Şevki mesaj çekmeyi azaltınca duyumlarıma göre avea artık kar etmeye başlamış :) Şaka bir yana 20 günde 1670 mesaj çekilirmi yahu ? İnşallah sonun ” Dohtor Bey bu çocuk mesaj komasına girmiş uygun kontör bulamazsak yakın zamanda helvasını yeriz ” şeklinde olmaz şevkicim !

- Dağıstan la olan görüşmemde 1-1,5 ay sonrasında birkaç proje geliştirip bunları gerçekleştirmek konusunda anlaştık.Umarım bu projelere katılmaları zorunlu olacak dağıstan, şevki, samet ve benim için verimli geçer bu süreç. Hayırlısı..

h1

26.06.2008

27 Haziran, 2008

Sağlık raporu sebebiyle ancak öğle arasında gelebildiğim şirkette gelir gelmez  Özer Bey ( abi :D ) ve Eylül le yemeğe çıktık. Read the rest of this entry ?

h1

RIA ve Web 2.0 Hazırlık Konferansı

26 Haziran, 2008

Aktif üyesi olduğum TBDGenç inde katılacağı bu konferans ile bilgileri aşağıda bulabilirsiniz .

Read the rest of this entry ?

h1

Hayatınızı Değiştirecek 62 Öneri (“Ferruh Mavituna”)

24 Haziran, 2008

Bilişim dünyasının önde gelen isimlerinden Ferruh Mavituna nın sitesinde görüp çok beğendiğim tavsiyeler dizisi.Yararlı olması dileğiyle..

”Özellikle bilişim sektöründe hayatınızı değiştirecek 62 öneri. Genel olarak kendi deneyim ve gözlemlerimden derledim. Öneriler dört ana konuyu içeriyor “Kişisel Gelişim“, “Zamanı Verimli Kullanma“, “Proje Geliştirme” ve “İş Hayatı“.

Read the rest of this entry ?

h1

“carpe diem”

19 Mayıs, 2008

carpediem

“Ölü Ozanlar Derneği” filmini izleyenler, hatırlarlar. Profesör Keating, öğrencilerinden birine şiir kitabındaki ilk dörtlüğü okumasını söyler. Öğrenci okumaya başlar;
“Henüz vaktin varken tomurcuklarını topla. Zaman hala uçup gidiyor. Ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüp, yok olabiliyor”..

Profesör Keating, henüz vaktin varken tomurcukları topla, bu duygunun Latince ifadesi, Carpe Diem. Carpe Diem’in ne demek olduğunu biliyormusunuz?” der. Bir öğrenci “yaşadığın günü kavra” diye cevap verir.
Keating şairin neden böyle dediğinin cevabını şöyle verir:”Hepimiz solucan yemi olacağız arkadaşlar! buna ister inanın ister inanmayın ama bir gün hepimiz nefes alamayı keserek, öleceğiz” diyerek verir.
Sonra öğrencilerine, kendilerinden önce aynı okulda okumuş öğrencilerin bulunduğu eski bir fotografı, göstererek şunları söyler: Read the rest of this entry ?