
Biraz önce komedi dükkanında Tolga Çevik ‘ in harika performansını seyrederken kendisine imrenmedim değil hani. Küçüklüğümden beri bilgisayarla bir işle uğraşmak istemiştim, hatta abartısız her öğretmenin; “emre, büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna genelde verdiğim iki cevap vardı : Bilgisayar Mühendisi, Bilmiyorum. Şu anda en azından bilgisayarla, genel kapsamda bilişimle ilgilendiğime göre yolumdan sapmış sayılmam. Ama bu işin dışında seçecek bir seçeneğim olsaydı ne seçerdim? Bu sorunun cevabı, çok sevdiğim Ata Demirer ve Tolga çevik gibi sanatçıların işini yaparken aldıkları hazzı göz önünde bulundurarak komedyen yada tiyatrocu olurdu heralde. Yapabilirdim demiyorum ama yapmak isterdim. Öyle çok paralar kazanmak, meşhur olmak yada interaktif ortamda izlenmek için değil benim hevesim. Gülmeyi çok seven, güldürmeyi gülmekten binlerce kez daha fazla seven biri olarak üç-beş kişiye yapabilirdim şovumu. Hem kendim gülmek, hem de beni izleyenlerin gülerken gözlerindeki yapmacık olmayan ışık süzmelerini görebilmek için isterdim bunu. İnsanın gülmek yada güldürmek gibi bir işi olması, kabul ediyorum çok zor bir iş ama o duyguyu yaşamak isterdim. Tamam, tamam kabul ediyorum kriz beni de vurdu. Bilişimde iş yok! bırakıyorum, tiyatrocu olucam; “olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu!” deyişini ezberleyerek işe başladım.Bu söylemi de ezberlediğime göre önüm açık heralde.

