Ocak, 2009 için Arşiv

h1

Malesef Başlıksız!

8 Ocak, 2009

Geçenlerde biten bir kitabımın ardından Kadıköy’e inemediğimden Mehmet Akif’ in hayatı ve şiirlerine tekrar göz atmak istedim. Özellikle içinde bulunduğumuz,  beton enkazlarının altında görülen minicik parmakların sayılarının her dakika  artmasına Avrupa’nın önde gelen devletleri tarafından dile getirilen nefs-i müdafaa(!) yakıştırması, işlerine gelince son derece iyi(!) ve fazla kullanan fakat bu dramı esgeçen sözde demokratik devletlerinin söylemediği “soykırım” kelimesini hafızalarından silmiş olmaları, aynı durumun Hristiyan bir halkın başına gelmesi durumunda 3. Dünya Savaşı’nı çıkaracak yeterince eylem bulunmasına rağmen bu vahşette “bekleme” konumuna geçen devletlerin hiçbirşey yapmayıp masum halkı kurtarma konusundaki  isteksizliği, müslüman ülkelerin başlarına böyle felaketler geldiğinde bir olamama ve yardımlaşamaması, eskiden Osmanlı İmparatorluğu’ nun yerine getirdiği müslüman devletleri koruma-kollama görevinin ondan sonra boş kalması, bugün ortadoğuda Filistin’in başına gelenlerin gelecekte yeterince her açıdan güçlenememiz durumunda sebep ne olursa olsun (ki genelde sudan sebepler olur) bizimde başımıza gelebileceği korkusu gibi hiç de iç açıcı olmayan gündem konularının arasında Mehmet Akif seçimi en doğru olanıymış. Öyle eserleri var ki yaklaşık 90 yıl öncesinde yazdığı şiir günümüzü tanımlamadaki en büyük kaynak olabiliyor. Ben onları merak edip sizin okumanız için esgeçerken İstiklal Şairimizin ilk Safahat’ın başında söylediği “Benim bütün eserlerim, aczimin gözyaşlarıdır” sözüyle birlikte önsözü yerine yazdığı on mısralık şiirine değinmek istiyorum:

Bana sor sevgili kâri’, sana ben söyleyeyim,
Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım:
Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım.
Şi’r için “gözyaşı” derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!
Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.

Mehmet Akif Ersoy

İnsan sindirerek okuyunca önsözü dahi ağır geliyor değil mi?

h1

iş değişikliği nedeniyle zararına yazılar..!

2 Ocak, 2009

tolga_cevik_komedi-copy

Biraz önce komedi dükkanında Tolga Çevik ‘ in harika performansını seyrederken kendisine imrenmedim değil hani. Küçüklüğümden beri bilgisayarla bir işle uğraşmak istemiştim, hatta abartısız her öğretmenin; “emre, büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna genelde verdiğim iki cevap vardı : Bilgisayar Mühendisi, Bilmiyorum. Şu anda en azından bilgisayarla, genel kapsamda bilişimle ilgilendiğime göre yolumdan sapmış sayılmam. Ama bu işin dışında seçecek bir seçeneğim olsaydı ne seçerdim? Bu sorunun cevabı, çok sevdiğim Ata Demirer ve Tolga çevik gibi sanatçıların işini yaparken aldıkları hazzı göz önünde bulundurarak komedyen yada tiyatrocu olurdu heralde. Yapabilirdim demiyorum ama yapmak isterdim. Öyle çok paralar kazanmak, meşhur olmak yada interaktif ortamda izlenmek için değil benim hevesim. Gülmeyi çok seven, güldürmeyi gülmekten binlerce kez daha fazla seven biri olarak üç-beş kişiye yapabilirdim şovumu. Hem kendim gülmek,  hem de beni izleyenlerin gülerken gözlerindeki yapmacık olmayan ışık süzmelerini görebilmek için isterdim bunu. İnsanın gülmek yada güldürmek gibi bir işi olması, kabul ediyorum çok zor bir iş ama o duyguyu yaşamak isterdim. Tamam, tamam kabul ediyorum kriz beni de vurdu. Bilişimde iş yok! bırakıyorum, tiyatrocu olucam;  “olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu!”  deyişini ezberleyerek işe başladım.Bu söylemi de ezberlediğime göre önüm açık heralde.  :D

h1

02.01.2009

2 Ocak, 2009