TechCrunch - What is Google Squired…? / semantik web’ e bir adım daha!
Google – SEO starter guide now available in 40 languages
Turk.internet.com - “Süreyya Ciliv’e ABD’den ‘Seçkin Kariyer’ Ödülü”
Turk.internet.com – “Bing sorunlu bir başlangıç yaptı!”
Fatmanur Erdoğan – “Yaratıcılığı körükleyen çabanın sürekliliğidir.”
Fatmanur Erdoğan – “Döngüyü kırabilmek” (özellikle 5 ve 6. paragraflar)
Tuba Çebi - “Silverlight 3.0 öğrenme ayı, 12 online seminer!”
Burak Buyukdemir - “Okurken kendi işinizi kurmanın 10 yolu”

Okunası yazılar…
10 Haziran, 2009
Kitap değerlendirmeleri
3 Haziran, 2009Düşünce Hızında Çalışmak – Bill Gates

Öncelikle Bill Gates ‘in “Düşünce hızında çalışmak” isimli, günün teknolojisini yorumlayıp buna vizyon katarak geleceği görme çalışmasından bahsetmek istiyorum. Kitap genel olarak teknolojik tanımlamalar ve Bilgi teknolojileri altyapısı hakkında genel bilgi verirken bunların üzerine tavsiyelerde serpiştirilmiş. Tabiki doğal olarak Microsoft ‘un reklamına da bolca rastlamak mümkün. Satır aralarında Bill Gates’ in Microsoft için yaptığı özeleştiriler kitaba samimi bir hava katmış. Fakat bu kitabı okumayı düşünenlere nacizane tavsiyem; önsözü ve basım tarihine bakmadan okuyunuz. Gayet sıkıcı geleceğine eminim çünkü zaten bugün den bahsediliyor. Ama kitabın basım tarihinin 1998 yılı olduğunu farkedince Bill Gates’ in, Microsoft’ un ve tüm Microsoft çalışanlarının vizyonunun genişliği ve isabetliliği konusunda şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz. Bir firma eğer kendi sektöründe dev ise sektöre yön verecektir ama 10 yıl gibi uzun vadede, hedeflerde nokta atışı yapmak her şirketin kazanabileceği bir madalya değildir.
The Complete E-Commerce Book

Zamanımın yetersizliğinden dolayı tam anlamıyla inceleyemediğim bu kitap internetin çalışma mantığından başlayıp E-Ticaret hakkında zorlu konulara kadar geniş bir yelpazeyi eline alıyor. Eğer E-Ticaret konusu hakkında bilgi sahibi olmak veya bu konuda üst basamaklara çıkmak düşüncesindeyseniz gayet yararlı olacaktır. Ayrıca kapı dışındakilerin fikirleri, kapı içindeki fikirleri sorgulayabilmek için iyi bir fırsattır.
Google’ ın Büyülü Öyküsü – John Battele

Bilişim firmaları arasında böylesine dikine bir yükseliş görülmedi. Kitap tamamen bu cümlenin nasıl yazıldığını safhalar halinde anlatıyor. Battele’ nin Google’ dan önce arama şirketlerine de kitap da uzun bir yer vermesi kişilere Google’dan önce ve sonra konusunda fikir veriyor. Ayrıca ergenlikten yeni çıkmış iki gencin dev firmalara meydan okurcasına ortaya çıkıp iş dünyasının altını üstüne getirme sürecini okumak heyacanlı olacaktır.
*dipnot: “Bill Gross ve Goto.com” hikayesini dikkatlice okuyunuz.
Dünya Tarihine Yön Veren 50 Şirket – Howard Rothman

İş dünyasını alt üst eden 50 firmanın kuruluşundan itibaren özet halinde anlatıldığı, firmalar hakkında ayrıntılı bilgi bulabileceğiniz bir kitap. Hikayeler arasında IBM ve Microsoft’un olupta Google ‘ın olmayışı büyük bir eksiklik düşüncesindeyim. Yazarın genel olarak eleştiri ve hatalardan bahsetmek yerine sürekli firmaları övmesi “Hiç mi yolunda gitmeyen birşeyler yoktu?” sorusuna kitapta pek yer verilmeyişi dikkat çekici bir konu. Yine de başarı hikayelerini sevenler için iyi bir seçim olacaktır.
Gülün Fethi – Fatih Sultan Mehmed

İstanbul’ un fethini ve bütün milletleri kendine hayran bırakan Fatih’ i anlatan çok güzel bir kitap. Mustafa Armağan’ ın kaleminden dökülen en güzel kitaplardan biri olduğu söylenebilir. Fatih Avrupa’ yı fethederken, Avrupa’nın Fatih’e karşı önlemlerini, birleşmeleri belgeleriyle anlatıldığı bu kitap sürükleyiciliğiyle “daha yeni başlamıştım, son sayfa yazıyor” ifadelerini kullanmayı vaadediyor.
*dipnot: Bu kitaptan bahsederken tarih kitaplarını özlediğimi farkettim.

Yaralı Mareşal ve Üniversitas…
11 Mart, 2009Yaklaşık bir ay kadar önce tarihe olan merakımdan ötürü NT’ deki tarih kitaplarının önünde mahsur kalmıştım. İlber Ortay ile Mustafa Armağan arasında seçim yapmaya zorlanırken bir kitap ilişti gözüme. Uzun zaman arayıpta istediğim formatta yazılmış “Gazi Osman Paşa ve Plevne Müdafası” hakkında bir kitap olduğunu anlayınca almakta tereddüt etmedim. Fazla kitap okumayan birisi olarak çok kısa sürede bitirdim diyebilirim. İçeriğinden bahsetmek gerekirse; Gazi Osman Paşa’ nın hayatı yazdığı ve aldığı mektuplar da kullanılarak akıcı bir biçimde anlatılmış. Özellikle Plevne Müdafası’ nı merak edenler için çok yerinde bir seçim olur. Bunun dışında kitabın kapak tasarımı çok hoşuma gitti. Bir tarih kitabının tasarımı bu kadar güzel olabilirdi ancak. Eğer dünya tarihinde adından söz ettirmiş, kendinden kat ve kat üstün ordulara karşı birçok zafer kazanmış ve ilk defa denediği taktikleri harp akademilerinde ders olarak gösterilmiş bir “Paşa” nın hayatını merak ederseniz, ilk başvurmanız gereken kaynak diyebilirim.

Kitap : Yaralı Mareşal – Gazi Osman Paşa
Yazar : Prof. Dr. Metin Hülagü
Sayfa : 360 – 2. Baskı
Yayınevi : Yitik Hazine Yayınları
Yaralı Mareşal’ den sonra tarihin tozlu sayfalarını bir kenara bırakıp kişisel gelişim ile ilgili bir kitap okumak istedim. Genelde sıkıcı gelirler fakat içindeki bir iki cümle hayatınızın akış hızını ve yönünü etkileyebildiğinden okumanız gereken kitaplardandır. Bu nedenle hiç araştırma yapmadan tabir-i caizse gözümü kapatıp bir tane seçtim. Üniversitas!. Biraz adı ilginç geldi, biraz da üniversite öğrencilerine hitap etmesi. Kısacası alıp okudum. Kitabın ince olması pek hoşuma gitmedi. İçeriğinden bahsetmek gerekirse ; yazar kitabı üçe bölmüş:
- Üniversite öncesi,
- Üniversite,
- Üniversite sonrası.
Bu konulardan bana cazip gelen tabiki üniversite döneminin anlatıldığı kısımdı ve gerçekten hoşuma gitti. Diğer kısımları aynı şevkle okuyamadığımdan yorum yapmak istemiyorum. Genel olarak güzel bir kitap ama alacakların kitabı güzelce bir inceleyip sonra almasını tavsiye ederim. Eğer çoğu bölümü size hitap etmiyorsa sıkıcı gelebilir.

Kitap : Üniversitas
Yazar : Ercan Turan
Sayfa : 155 – 1. Baskı
Yayınevi : Crea Yayıncılık

Okunası yazılar…
11 Mart, 2009Çağlayan Arkan – “Türkiye Ekonomik Krize Karşı Bilişimle Mücadele Edecek”
TeknoDergi – “2008′ in En İyi 100 Eğitim Aracı “
Bildirgeç – “Woook’ ten ücretsiz el kitabı”
SiberKültür - “300 Milyon $’ lık Buton !”
SiberKültür – “İnternetin Tarihi”
Ferruh Mavituna – “Sakin”
Fatmanur Erdoğan – “Düşündüklerime Saygı Duymak Zorundasın!”
Fatmanur Erdoğan – “Krizler ve Fırsatlar Üzerine”
ComputerWorld – “IT sektöründe en çok beğenilen 10 Firma”
Çağlar Erol – “Ne Kadar Şeker, Ne Kadar Su”
TechCrunch – “TheOfficialBoard Launches Org Charts for 20,000 Companies”
Fikir Atölyesi – “Faili Meçhul Kıyak”

“dilemma” dedikleri bu olsa gerek!
23 Şubat, 2009Aylardır beni motive eden bir proje var aklımda. Bu fikri ilk ortaya attığımda “malesef hala kurtulamadığım!
“ 2 arkadaşımı ikna edememiştim. Daha sonra ısrarlarım ve biraz araştırıp Türkiye’ de hala yapılmamış olmasından dolayı ikna oldular. Fakat elimizde yatırım yapacak bir bütçemiz yoktu. Bunun için projeye katkısı olabilecek arkadaşlarımıza teklif götürdük. Amacımız insan kaynaklarına para ayırmaktansa bu arkadaşlarımızla kendi yağımızda kavrulacak ve gerekecek meblaları(faturaları) hep beraber üstlenecektik. Bu grup kurulduktan 2-3 hafta sonra yürümeyeceğini farketmiştim ama kimseye bunun hakkında birşey söylemedim. Aradan bir iki ay geçtikten sonra böyle devam etmenin imkansızlığını da gözetip projenin çıkış noktasındaki 3 arkadaş olarak yola devam etme kararı aldık. Olmaması gereken birşeydi ama olmak zorundaydı. Neyse tam projeye tam odaklanalım derken ve yalnızca 1 ayımız kalmışken projenin benzerinin piyasadaki sözü geçen bir firma tarafından başlanmış olduğunu farkettim. Aylardır üzerinde düşündüğümüz projenin hakkında belki de fazla sesli olarak konuşmaya başlamanın sonucuydu bu! Ben hala aynısı olduğu kanısında değilim. Yalnız diğer arkadaşlarımın projeyi yarıda kesmemiz gerektiği nidalarını daha onlarla ayrıntılı bir şekilde konuşmadan işitir gibiyim. Şimdi kendime soracak güzel birkaç sorum var: O kadar üzerinde düşündüğümüz, kafa yorduğumuz, düşündükçe başardığımız günün hayalini kurup heyecanlandığımız bu “delisaçması” için başarısız da olsa denemeye değmez mi? Kariyerimiz konusunda iyi bir adım olacak bu proje için diğerine meydan okumak yerine hiçbirşey olmamış gibi mi davranmalıyız? Daha yeni yeni inovasyon üzerine düşünmemize rağmen bulduğumuz 5-6 projenin bilişim sektörünün önde gelenleri tarafından yapılıyor olması bize cesaret vermeye değmez mi? Sosyal siteler liginde Orkut, MySpace vb güçlü siteler varken Marc Zuckerberg kuyruğunu kıstırıp monoton yaşamına devam mı etti yoksa geçen hafta itibariyle 180 milyonu bulan üye sayısıyla zirvede gezinen “Facebook” umu hayata geçirdi? Ya Çağlar Erol da cember.net i oluştururken aldığı “Bu format zaten var vs.” (Bakınız! Özellikle Girişim paragrafına) eleştirilerini kulak arkası etmeseydi Xing’ in cember.net i satın almak için vereceği 3 milyon $ dan mahrum kalmazmıydı?
Bir süredir online ve basılı metaryallerde ilgimi çeken “Yönetici ve Lider arasındaki farklar” konusunda örnek aldığım bir arkadaşım vardı. Bu konunun önemini şimdi farkediyorum; yönetici her zaman vermesi gereken belli, monoton, kitaplarda yazan klişeleşmiş kararları alırken, lider inisiyatif alma konusunda cesur, zor durumlarda beklenmeyen kararları verebilen, gerektiğinde kitapları bir kenara koyup inançları doğrultusunda hareket edebilen kişiymiş. (Bakınız!) Şimdi doğru kişiyi mi örnek aldığımı soruyorum kendi kendime.

2 Şubat, 2009
Bir şeyler karalamayı çok özledim; çok şey birikti söylenecek ama vizeler, finaller, proje derken şimdide bütünlemeyle uğraşıcam. En kısa zamanda karalamak üzere…

Malesef Başlıksız!
8 Ocak, 2009Geçenlerde biten bir kitabımın ardından Kadıköy’e inemediğimden Mehmet Akif’ in hayatı ve şiirlerine tekrar göz atmak istedim. Özellikle içinde bulunduğumuz, beton enkazlarının altında görülen minicik parmakların sayılarının her dakika artmasına Avrupa’nın önde gelen devletleri tarafından dile getirilen nefs-i müdafaa(!) yakıştırması, işlerine gelince son derece iyi(!) ve fazla kullanan fakat bu dramı esgeçen sözde demokratik devletlerinin söylemediği “soykırım” kelimesini hafızalarından silmiş olmaları, aynı durumun Hristiyan bir halkın başına gelmesi durumunda 3. Dünya Savaşı’nı çıkaracak yeterince eylem bulunmasına rağmen bu vahşette “bekleme” konumuna geçen devletlerin hiçbirşey yapmayıp masum halkı kurtarma konusundaki isteksizliği, müslüman ülkelerin başlarına böyle felaketler geldiğinde bir olamama ve yardımlaşamaması, eskiden Osmanlı İmparatorluğu’ nun yerine getirdiği müslüman devletleri koruma-kollama görevinin ondan sonra boş kalması, bugün ortadoğuda Filistin’in başına gelenlerin gelecekte yeterince her açıdan güçlenememiz durumunda sebep ne olursa olsun (ki genelde sudan sebepler olur) bizimde başımıza gelebileceği korkusu gibi hiç de iç açıcı olmayan gündem konularının arasında Mehmet Akif seçimi en doğru olanıymış. Öyle eserleri var ki yaklaşık 90 yıl öncesinde yazdığı şiir günümüzü tanımlamadaki en büyük kaynak olabiliyor. Ben onları merak edip sizin okumanız için esgeçerken İstiklal Şairimizin ilk Safahat’ın başında söylediği “Benim bütün eserlerim, aczimin gözyaşlarıdır” sözüyle birlikte önsözü yerine yazdığı on mısralık şiirine değinmek istiyorum:
Bana sor sevgili kâri’, sana ben söyleyeyim,
Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım:
Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım.
Şi’r için “gözyaşı” derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!
Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.
Mehmet Akif Ersoy
İnsan sindirerek okuyunca önsözü dahi ağır geliyor değil mi?

iş değişikliği nedeniyle zararına yazılar..!
2 Ocak, 2009
Biraz önce komedi dükkanında Tolga Çevik ‘ in harika performansını seyrederken kendisine imrenmedim değil hani. Küçüklüğümden beri bilgisayarla bir işle uğraşmak istemiştim, hatta abartısız her öğretmenin; “emre, büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna genelde verdiğim iki cevap vardı : Bilgisayar Mühendisi, Bilmiyorum. Şu anda en azından bilgisayarla, genel kapsamda bilişimle ilgilendiğime göre yolumdan sapmış sayılmam. Ama bu işin dışında seçecek bir seçeneğim olsaydı ne seçerdim? Bu sorunun cevabı, çok sevdiğim Ata Demirer ve Tolga çevik gibi sanatçıların işini yaparken aldıkları hazzı göz önünde bulundurarak komedyen yada tiyatrocu olurdu heralde. Yapabilirdim demiyorum ama yapmak isterdim. Öyle çok paralar kazanmak, meşhur olmak yada interaktif ortamda izlenmek için değil benim hevesim. Gülmeyi çok seven, güldürmeyi gülmekten binlerce kez daha fazla seven biri olarak üç-beş kişiye yapabilirdim şovumu. Hem kendim gülmek, hem de beni izleyenlerin gülerken gözlerindeki yapmacık olmayan ışık süzmelerini görebilmek için isterdim bunu. İnsanın gülmek yada güldürmek gibi bir işi olması, kabul ediyorum çok zor bir iş ama o duyguyu yaşamak isterdim. Tamam, tamam kabul ediyorum kriz beni de vurdu. Bilişimde iş yok! bırakıyorum, tiyatrocu olucam; “olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu!” deyişini ezberleyerek işe başladım.Bu söylemi de ezberlediğime göre önüm açık heralde.

02.01.2009
2 Ocak, 2009- Fatmanur Erdoğan : Herkesin yaptığını yaparak başarı elde etmek mümkün mü?
- Fatmanur Erdoğan : Aday aday söyle bana, hangi yönlerin fena?
- Shiftdelete : Yazılımcıyım, mutluyum, çalışkanım!
- ComputerWorld : 2009 da öne çıkacak teknolojiler…
- Turk.internet : RFID veri gizliliğinde kırılma noktası olabilir mi?
- Pdfdergi : Silinmeyen programları silmek.
- Webrazzi : 2009 değerlendirmesi…
